Yazar: Uzm. Dr. Dilek Sarıkaya — Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Kadıköy / İstanbul)
Pandemi dönemi çiftlerin cinsel yaşamını nasıl etkiledi?
Pandemi süreci, normal rutinimiz, işlerimiz, seyahatlerimiz ve sosyalleşme becerilerimizdeki değişiklikler dahil olmak üzere birçok yönden hayatımızı etkiledi. Pek çok insan bu süreçte sıkılmış, korkmuş ve üzgün hissediyor. Bu durum doğal olarak bireylerin cinsel davranışlarında, ilgilerinde, ilişkilerinde ve hatta vücutlarında bile kendini göstermekte. Pandemi sürecinde pek çok insan daha yüksek düzeyde stres ve endişe yaşıyor, bu da aslında beynimize tehlikede olduğumuz mesajını gönderiyor. Tehlikede olduğumuzda, evrimsel bir bakış açısıyla seks yapmak nadiren iyi bir fikirdir. Stres nedeniyle kortizol seviyelerinin artması cinsel isteğin azalmasını kaçınılmaz bir hale getiriyor. Bu nedenle pandemi sürecinin cinsel yaşam üzerine biyolojik ve hormonal bir etkisi olduğundan da bahsetmemiz mümkün. Öte yandan pandemi süreci ile birlikte evden çalışmaya başlama, tüm zamanı bir arada geçirme, çocukların gün boyu evde olması, evden çalışırken mesai sürelerinin artması, yemek ve uyku saatlerinin bile değişmesi, hem kişisel alan ve mahremiyet ile ilgili sorunlar yaşanabilmesine ve cinsellikten kaçınmaya, hem de kişisel bakımın azalması ve uyaran eksikliğine bağlı cinsel isteğin azalmasına yol açtı. Birlikte yaşamayan partnerlerin karantina ve sosyal mesafelenme nedeniyle bir araya gelememesi, düzenli partneri olmayan bireylerin ise bulaş endişesi ve güvensizlik nedeni ile cinsel aktiviteden kaçınması da cinsel yaşamı etkileyen faktörler arasında sayılabilir.
Bu dönemde en çok ortaya çıkan şikayet ve rahatsızlıklar nelerdir?
Pandemi sürecinin cinsel yaşam üzerine etkilerini araştıran bazı çalışmalar, insanların salgın sırasında daha az seks yaptığını ve birçoğunun cinsel yaşam kalitesinde bir düşüş yaşadığını buldu. Genel olarak cinsel isteğin ve cinsel aktivite sıklığının azaldığından bahsetmemiz mümkün. Bununla birlikte, beş kişiden biri pandeminin başlangıcından bu yana yeni cinsel aktiviteler denediğini de bildirdi. Öte yandan karantina süreci ve evde kalma gibi stresin yoğun olduğu bu süreçte insanların iyi vakit geçirmek, anksiyeteyi azaltmak ve stresle başa çıkmak adına cinsel aktivite sıklığını arttırdıklarına yönelik araştırma sonuçları da mevcut.
Bu dönemde en çok kadınlar mı erkekler mi sorunlar yaşıyor?
İnsanların pandemi sürecinde strese verdikleri tepkileri kadın ve erkek ayrımından ziyade bireysel farklılıklar olarak ele almak daha yerinde olacaktır. Bu süreçte bazı kişiler cinselliğe olan ilgisini tamamen kaybederken, bazıları cinselliği bağlantıda kalmak ve kaygıyı azaltmak için başa çıkma mekanizması olarak kullanabilirler. Eşler arasındaki bu farklılıklar bu dönemde daha belirgin hale gelip cinsel istek uyuşmazlığı riskini arttırabilir.
Pandemi sürecinde cinsel hayatı normale döndürmek için ne yapmalı?
Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için cinsel iletişim büyük önem taşır. İlişki memnuniyeti ve cinsel tatmin birbirini karşılıklı olarak etkiler. Pandemi sürecinde evde kalım sürelerinin artması, ev içi sorumlulukların paylaşımında yaşanan anlaşmazlıklar, kişisel alan ihtiyacının artması ve bu ihtiyacın karşılanamaması gibi birtakım sorunlar iletişim sorunlarını tetikleyip çatışmaya yol açabilir. Bu gibi durumlarda eşler arası iyi iletişim sorunun çözümünde önemli bir anahtardır. Sorunu tespit edip çözüm odaklı yaklaşmak tek başlarına çözüm üretemedikleri takdirde çift danışmanlığı almak yerinde olacaktır. Ek olarak cinsel isteğin azalmasında kişinin depresif ya da yoğun kaygılı hissetmesinin de önemli ölçüde etkili olduğunu biliyoruz. Eşlerden biri veya her ikisinin de yoğun kaygı ve depresyon gibi yakınmalarının olması halinde bir psikiyatri uzmanından yardım almaktan çekinmemelerini önerebiliriz. Ayrıca sürekli evde olmak ve kişisel bakımın azalması, yaşamın rutine binmesi ve monotonlaşma, sosyalleşmenin azalmasına bağlı olarak uyaran eksikliğinin olması, aynı evde yaşansa da cinsel etkileşim ve iletişimin azalması ya da ayrı evlerde yaşayan partnerlerin pandemi dolayısıyla bir araya gelme sıklığının azalması da cinsel isteğin ve cinsel aktivite sıklığının azalmasına yol açabilir. Bu noktada cinsel çeşitliliğin arttırılması (cinsel içerikli konuşmalar, mesajlaşmalar ve flörtleşmeler, cinsel fantezilerin paylaşılması, yeni pozisyonlar denenmesi, erotik içerikli video/film seyredilmesi, cinsel oyuncakların kullanılması vb.) cinsel istek ve uyarılmanın ve cinsellikten alınan doyumun arttırılmasına yardımcı olacaktır. Bu yöntemlere rağmen sorunun halen devam etmesi halinde ise cinsellik ve cinsel terapiler alanında uzmanlaşmış bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmalarını önerebiliriz.