Bipolar Bozuklukta Mevsim Geçişlerine Dikkat!
Bipolar bozukluk; iki uçlu duygudurum bozukluğu, manik depresif bozukluk, iki uçlu mizaç bozukluğu, bipolar affektif bozukluk gibi isimlerle de adlandırılabilen ve toplumda her 100 kişiden 2 veya 3’ünde görülebilen ruhsal bir hastalıktır. Erkeklerde ve kadınlarda görülme oranı eşittir ve ortalama başlangıç yaşı 20–25 yaş civarındadır.
Hastalık genel olarak, taşkınlık (mani) ve çökkünlük (depresyon) dönemleri ile karakterizedir. Birbirlerine zıt gibi görünen bu iki hastalık dönemi yatışma ve alevlenmelerle seyreder. Hastalık dönemleri dışında ise hasta hemen tamamen normale döner. Ancak bazı hastalarda günlük yaşamı kısmen de olsa etkileyen kalıntı belirtiler devam edebilir.
Hastalık dönemlerinde görülebilen belirtilere bakacak olursak;
Taşkınlık (mani) dönemi duygudurumun çok yükseldiği, hastanın aşırı coşkulu olduğu bir dönemdir. Bu dönemde hastada abartılı önemli düşünceler veya ayağı yere basmayan projeler, kendini olduğundan çok daha yüksekte hissetme, büyüklük düşünceleri, sinirlilik veya aşırı neşe hali, özgüven artışı, düşüncelerin hastanın zihninde adeta yarışması, kendini aşırı enerjik hissetme, uyku gereksiniminde azalma, hatta uyku gereksinimini inkar etme, sonuçlarını düşünmeden heyecanlı veya riskli faaliyetlere kalkışmak (çok fazla para harcama, aşırı hızlı araba kullanma, riskli cinsel aktivite) gibi belirtiler görülebilir.
Çökkünlük (depresyon) dönemi ise taşkınlık döneminin tam tersidir. Bu dönemde; mutsuzluk, karamsarlık, umutsuzluk, özgüvende azalma, değersizlik hissi, abartılı suçluluk veya pişmanlık düşünceleri, eskiden zevk aldığı faaliyetlerden zevk alamama, iştahsızlık veya uykusuzluk gibi değişiklikler, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, enerji azalması ve halsizlik, ölüm ve intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.
Bütün insanların duygusal dünyasında, ruh halinde değişiklikler, inişler-çıkışlar olur. Herkes günlük yaşamında dakikalar, saatler veya bazen birkaç gün süren öfke, sevinç, üzüntü, coşku, keder, huzursuzluk, endişe duyguları arasında iniş çıkışlar yaşayabilir. Ancak bipolar bozuklukta; yaşamsal olaylarla kısmen veya tamamen ilişkisiz olarak, uzun süren, keskin iniş çıkışların olduğu, düşünceleri, duyguları, davranışları ve kişinin işlevlerini, yaşamını etkileyen yoğun duygudurum değişimleri yaşanır. Her ne kadar hastalığın sık görülen belirtileri birçok kişide benzer olsa da, belirtilerin şiddeti ve ortaya çıkış şeklinin kişiden kişiye değişiklik gösterebileceği de akılda tutulmalıdır.
Hastalığın ortaya çıkma nedenleri arasında; genetik etkenler ilk sırada sayılabilir. Beyinde hücreler arası iletiyi sağlayan kimyasal maddelerin taşınmasında veya düzeylerinde ortaya çıkan değişiklikler de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Yakın birinin kaybı, iş değişikliği, doğum yapmak, askerlik süreci ve göç gibi stresli veya travmatik olaylar da hem ilk hastalık döneminin ortaya çıkmasında hem de ilerleyen süreçte dönemlerin yinelenmesinde tetikleyici olabilir.
Bipolar bozukluğun seyrindeki en önemli özelliklerden birisi de mevsimsel özellik göstermesidir. Hastalar ilkbahar – yaz aylarında taşkınlık, coşkunluk yaşarken, sonbahar – kış aylarında çökkünlük, durgunluk içine girerler. Hastaların yaklaşık dörtte biri bu mevsimsel özellik nedeniyle ilkbaharın son günleri, yazın ilk günlerinde kötüleşirler. Hastalarda dürtüsel, tepkisel davranışlar, saldırganlık eğiliminde artma, öfke patlamaları, aşırı para harcama, taşkınlaşma, riskli davranışlar sergileme azımsanmayacak oranda görülebilir. Sonbaharın son günleri ve kışın ilk günlerine doğru ise çökkünlük belirtileri ortaya çıkabilir. İçe kapanma, isteksizlik, karamsar düşünceler, derin bir mutsuzluk, geleceğe dair ümitsizlik ve zaman zaman intihar düşünceleri ve davranışı görülebilir. Yapılan araştırmalar hastalığın çökkünlük dönemlerinde hastalarda intihar riskinin arttığına dikkati çekmektedir.
Bipolar bozukluğun tanısı esas olarak bir psikiyatri hekimi tarafından yapılan muayene ile konulabilir. Hastalığın tanısını tek başına koydurabilecek bir kan tahlili veya görüntüleme yöntemi mevcut değildir. Ancak benzer tabloya yol açabilecek psikiyatri dışı durumların ayırt edilebilmesi için, tanı aşamasında ayrıntılı kan tahlili ve görüntüleme yöntemlerinin uygulanması gerekmektedir.
Tedavide duygudurum dengeleyici ilaçlar (lityum, valproat, karbamazepin gibi) kullanılmaktadır. Hastalık döneminin özelliğine göre bu tedaviye antipsikotik ilaçlar ve bazen antidepresan ilaçlar da eklenebilmektedir. Hastaların tedavi sürecinde en sık yaptıkları hata, daha iyi hissetmeye başlayınca ilaçları bırakmaktır. Oysaki iyilik halinin kalıcı olması için ilacı her gün, düzenli almaya devam etmeleri gerekmektedir.
Bipolar bozukluğun tedavisinde hastalık dönemlerinin tedavi edilmesi kadar, yeniden hastalanmayı engellemek adına koruyucu tedavi de planlanmalıdır. Bunun için hastalara günlük hayatları için bazı önerilerde bulunmak gerekebilir;
• Arkadaşlarınız, aile bireyleri veya eşinizle (şayet varsa) rahatsızlığınızı paylaşın
• Mümkün olduğunca düzenli uyku uyuyun
• Çok az alkol tüketin veya hiç tüketmeyin. Uyuşturucudan uzak durun.
• İşte ve evde stresinizi azaltın.
• Düzenli beslenin.
• Düzenli egzersiz yapın.
• Nefes egzersizleri yapın.
• Öfke ve depresyon (çökkünlük) gibi duygularla teker teker başa çıkmayı öğrenin.
Günlük rutinleri belirlemenin hastalara yararı olacaktır. Bu sayede mani veya depresyon dönemlerini tetikleyici unsurlar ortadan kaldırılmış olur. Ayrıca hastalık dönemi öncesinde uyarıcı belirtileri fark etmek, erken müdahale açısından oldukça önemlidir. Uyku düzeninin bozulması, özellikle uyku ihtiyacının çok azalması, düşüncelerin hızlanması ve konuşma miktarında artış, enerji artışı, çok para harcama davranışı taşkınlık dönemi açısından, fazla uyku hali ve ağırlık, içe kapanma, isteksizlik, karamsarlık, iştah azalması da çökkün dönem açısından uyarıcı belirtilerdir. Bu belirtiler ortaya çıktığında derhal bir psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır. Hastanın yakın çevresine de bu uyarıcı belirtiler konusunda bilgi verilerek onların da durumu erken fark etmeleri sağlanabilir.
Bipolar bozukluk, şeker hastalığı veya yüksek tansiyon gibi kronik seyirli giden ancak tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bipolar bozukluğu olan pek çok birey uygun psikiyatrik tedavi ve düzenli takip ile çalışma hayatını, sosyal yaşamı ve evlilik hayatını sorunsuz bir biçimde sürdürebilmektedir. Bu hastalığa sahip bireylerin, bir psikiyatri uzmanına başvurmaktan ve psikiyatrik tedavi almaktan çekinmemeleri, takiplerine düzenli olarak devam etmeleri ve ilaç tedavilerini düzenli bir biçimde sürdürmeleri hastalığın gidişatını olumlu yönde etkilemekte ve hastaların yaşam kalitelerini arttırmaktadır.